Anasayfa / Kitap Yorumları / Anı-Günlük-Deneme / Portobello Cadısı – Paulo Coelho

Portobello Cadısı – Paulo Coelho

 

Herkese selamlar! Şimdiye kadar okuduğum en ilginç ve en sürükleyici romanlardan biri olan Portobello Cadısı’ndan bahsedeceğim. 3-5 yıl önce Paulo Coelho’nun Kazanan Yalnızdır kitabını okumuştum; o zamandan beridir ilk kez yine bu yazarın bir kitabını okudum.

Kitabın Adı: Portobello Cadısı

Yazarı: Paulo Coelho

Çevirmen: Celal Üster

Yayınevi: Can Yayınları

Sayfa Sayısı: 272

İlk Baskı Yılı: 2008

Konu

Athene( diğer adıyla Şirin) isimli bir bebek, Lübnanlı bir evli çift tarafından evlat edinilir. Bir süre Lübnan’da yaşadıktan sonra savaştan dolayı Londra’ya taşınırlar ve Athene burada üniversite okur. Bu sırada birlikte olduğu erkek arkadaşıyla evlenip çocuk yapmaya karar verir. Çünkü Athene’nin inancına göre, Yüce Ana ondan bir çocuk doğurması gerekmektedir. Hayatındaki değişimler sırasında Athene ruhsal açıdan çok büyük değişimlere uğrar ve kendini keşfetme yolculuğunda birçok şey başarır. Ruhsal açlığını doyurmak adına öz annesini bulmaya çalışır ama umduğu gibi şeyler olmaz.

 Genel Yorumlarım

Bu kitabın internetteki yorumlarına baktığımda birçok kişiyi sıktığını okumuştum. Ama nedense bana hiç öyle gelmedi; tam tersi, ruhumu dinlendiren, beni düşündüren ve çok büyük olmasa da ruhuma bir şeyler katabilen bir kitap oldu Portobello Cadısı. Önemli bulup altını çizdiğim birçok cümle vardı.

Ama şunu belirtmeliyim ki mitoloji bilginiz çok yoksa kitabın bazı yerleri sıkıcı gelebilir; çünkü mitolojik karakterler ve Tanrıların yaşamlarından örnekler verildiği için kavrayabilmek ve bağlantı kurabilmek zor olabilir. Ben de bu yıl almış olduğum mitoloji dersi sayesinde o kısımlardaki göndermeleri ve bağlantıları rahatça kavradığım için, kitap daha etkileyici geldi diyebilirim.

Mutlaka okumalısınız diyeceğim bir kitap değil ama ilginç konuları sevenler için birebir bence. 🙂

 

Altını Çizdiğim Cümleler

Kim hayallerini, onları yok edebileceklerin ellerine teslim eder ki. (sf 16)

Kimse kimseyi yönlendiremez. Bütün ilişkilerde iki taraf da ne yaptığını bilir; sonradan taraflardan biri kullanıldığından yakınsa bile. (sf 20)

Özgürlüğün özlemini çekecekleri yerde, kendilerine bir çoban arayanlara acımak gerekir! (sf 24)

Bu dünyada geçirdiğimiz zaman kutsaldır, her anı bir şölen gibi yaşamamız gerekir. (sf 24)

Bakire’nin arayışı, bütünüyle bağımsız oluşundan kaynaklanır ve öğrendiği her şey, karşısına dikilen güçlüklere tek başına karşı koyabilme yeteneğinin meyvesidir. (sf 25)

Kim olduğumuzu anlamanın en iyi yolu, çoğu zaman başkalarının bizi nasıl gördüğünü öğrenmektir. (sf 27)

Ormanda iki yol belirdi önümde, ve ben daha az yürünmüş olanı seçtim, bütün fark buradaydı işte. (sf 39)

Bence din, bütün yanlışlarına karşın, dünyayı gerçekten düzeltmeye çalışıyor. (sf 54)

Yalnızlık, ne kadar bastırmaya çalışırsak o kadar güçleniyor, ama yok sayarsak gücünü yitiriyor. (sf 61)

Bütün fırtınalar gelir geçer. Ne kadar şiddetliyse o kadar kısa sürer. Tanrı’ya çok şükür, fırtınaları atlatmayı öğrendim. (sf 112)

Kader insanları olmadık yollara sürüklüyordu ama başımıza geleni çözüp anlayabildiğimiz sürece bunda bir kötülük yoktu. (sf 112)

Işık değişkendir, rüzgar onu söndürür, şimşek yakar, hiçbir zaman güneş gibi durduğu yerde parlamaz ama yine de uğrunda savaşmaya değer. (sf 112)

O anda dünyanın, yetişkinlerin bize öğrettiği gibi hayaletler ve lanetlerle olu olmadığını yeni anlamış küçük bir kız gibi davranıyordum. Bu dünya sevgi doluydu, kendini nasıl gösterirse göstersin, hatalarımızı bağışlayan, günahlarımızdan arınmamızı sağlayan bir sevgiyle doluydu. (sf 117)

O andan başlayarak bağımsızsındır, hayatı başkalarının gözleriyle değil, kendi gözlerinle görürsün. Yaşıyor olmanın serüvenini aramaya çıkarsın. (sf124)

Mutluluğun aşk olduğunu söylüyorlar. Oysa aşk mutluluk getirmez, hiçbir zaman da getirmemiştir. Tam tersine, sürekli bir kaygı durumudur aşk., savaş mydanıdır; kendimize sürekli olarak acaba doğru mu yapıyorum diye sorduğumuz uykusuz gecelerdir. (sf 124)

Sevdiğin aam kendisine başka bir kadın bulursa kahkahayı basmayı unutma. (168)

Yalnızlık insana göre değildir, kendimizi ancak başkalarının gözlerinde gördüğümüz zaman tanıyabiliriz. (sf 178)

Başarısız olduğuna inanan, her zaman başarısız olacaktır. Farklı davranamayacağına karar veren, alışılmış olan tarafından yok edilecektir. Tüm değişiklikleri engellemeye karar veren, toza dönüşecektir. (sf 183)

Yalnızca kendimi hayalime teslim etmem ve acı çektiğimi görsem bile dişimi sıkmam gerekiyor, çünkü acı geçer gider. (sf 193)

Nefret, bir insanı olgunlaştırdığında, sevmenin birçok yolundan birisine dönüşür. (sf 235)

Hakkında Yönetici

Kitap okumayı ve bireysel gelişimi çok seven, huzuru kitaplarda bulan, kitaplara ve güzel konulara dair biriktirdiklerini paylaşmaktan hoşlanan biriyim.

İlginizi Çekebilir

Hipnozcu – Lars Kepler

Herkese selam! 🙂 Şimdiye kadar okumuş olduğum en sürükleyici polisiyelerden birini yorumlayacağım. Lars Kepler, İsveçli …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir