Anasayfa / Kitap Yorumları / Anı-Günlük-Deneme / Sevgi Bağı – Gwen Cooper

Sevgi Bağı – Gwen Cooper

Herkese selamlar! Birkaç gün önce okumuş olduğum Sevgi Bağı kitabını yorumlayacağım bugün. (Şu sıralar da Paulo Coelho’nun Portobello Cadısı’nı okumaktayım.)

Sevgi Bağı’nı ilk olarak 4-5 yıl önce okumuş ve aşırı etkilenmiştim. geçen hafta da kütüphanede görünce hiç duraksamadan ödünç aldım. Benim gibi kedici kızların mutlaka ama mutlaka okuması gereken kitaplardan biri… Zaten yazarın diğer kitapları da hep kedilerle ilgili ve onları da bir an önce okumak için sabırsızlanıyorum.

Şimdi gelelim Sevgi Bağı’nın konusuna…

Konu

Hikayemiz, ana karakter Gwen’in ağzından anlatılıyor. Gwen, birlikte yaşadığı erkek arkadaşıyla ayrılıyor ve 2 kedisini de yanına alıp arkadaşı Melissa ile birlikte yaşamaya başlıyor.

Bir gün, 2 kedisi Scarlett ve Vashti’yi düzenli olarak götürdüğü veteriner Gwen’e telefon ediyor ve kliniğe bırakılmış olan bir kediden söz ediyor. Gwen başta üçüncü bir kedi sahiplenme fikrine karşı çıkmış olsa da veterinerin sözünü ettiği yavruyu görmeye gidiyor. Minicik ve simsiyah olan bu kediyi gözleri olmadığı için göz kapaklarına dikiş atılmış, zavallı ve çaresiz bir şekilde otururken görüyor. Gwen onu avucuna aldığında bu minik kediciğin sevgi dolu ve sevgiye aç kalbini tam yüreğinde hissediyor ve onu sahiplenmeye karar veriyor.

Kör bir kedinin bir evde barınmasının tüm zorluklarına rağmen, bu minik kedicik cesur karakteri ve hayata tutunuşu sayesinde, gözleri olan kedilerden bile çok çok daha mutlu yaşıyor. Karakteri ve kahramansı özellikleri dolayısıyla Gwen ona Homeros adını veriyor. Homeros büyüyüp gelişirken Gwen’in başından da birçok olay geçiyor ve birkaç kez taşınmak zorunda kalıyor.

Genel Yorumlarım

Eğer kedileri çok çok seviyorsanız ve onlara zaafınız varsa bu kitap hayatınızda okuduğunuz en iyilerden biri olabilir. (Benim öyle oldu.) Ama kedilere özel bir düşkünlüğünüz ve zaafınız yoksa maalesef sıkıcı bulabilirsiniz. Çünkü kitap çoğunlukla Gwen’in 3 kedisi üzerine yoğunlaşmış bir şekilde ilerliyor ve sayfalarca onların davranışlarından ve hayatlarından söz edebiliyor. Kediciler için müthiş olan bu durumun diğer herkese sıkıcı gelebileceğini tahmin ediyorum…

Bunun dışında, okurken yüzünüzde hep bir tebessüm oluyor; Homeros’un tatlılığını, minikliğini, hareketlerini gözünüzde canlandırdıkça kalbiniz ısınıyor ve bir kediye sarılma ihtiyacı hissediyorsunuz…

Altını Çizdiğim Cümleler

Bazen düşünüyordum da, birine ne kadar gücendiğin, o insanı mutlu etmeye ne kadar önem verdiğinle doğru orantılıydı. (sf 150)

Homeros için cesaret, tıpkı bir sinek yakalamak ya da bir şeyin üzerine atlamadan önce yere çömelmek gibi, bir refleksti. (sf 212)

Bu arada, kitaptaki her şey gerçekler doğrultusunda yazılmış… İşte Scarlett, Vashti ve Homeros ponçiklerinin resimleri…

Herkese keyifli okumalar. 🙂

Hakkında Yönetici

Kitap okumayı ve bireysel gelişimi çok seven, huzuru kitaplarda bulan, kitaplara ve güzel konulara dair biriktirdiklerini paylaşmaktan hoşlanan biriyim.

İlginizi Çekebilir

Hipnozcu – Lars Kepler

Herkese selam! 🙂 Şimdiye kadar okumuş olduğum en sürükleyici polisiyelerden birini yorumlayacağım. Lars Kepler, İsveçli …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir